SXSW'den görülmesi gereken 10 film

10 gün boyunca müzik, film ve teknoloji dünyasını bir arada buluşturan, çok yönlü festival SXSW sona erdi. Austin Texsas'ta yapılan, "gitmeden ölmeyelim" dediğimiz festivalde muhteşem konserlerin yanı sıra, harika film gösterimleri de vardı. Gidememiş olsak da, SXSW'in film çizelgesini derinlemesine inceleyip, ilgimizi çekenleri seçtik. Önümüzde İstanbul Film Festivali varken, bu filmlerden birkaçını orada görmeyi umut ediyoruz.

Ex Machina

Beach ve Never Let Me Go gibi filmlerin senaristi Alex Garland'ın ilk yönetmenlik denemesi olan Ex Machina, insanların yapay zekayla olan imtihanını konu alıyor. Bu sene büyük çıkış yapmasını beklediğimiz Alicia Vikander, Inside Llewyn Davis'te bizi kendine hayran bırakan Oscar Isaac başrollerde.

 

Hello, My Name is Dorris

SXSW'de seyirci özel ödülünü kazanan film, 60'larındaki Doris'in katıldığı bir seminerden ilham alarak, ondan yaşça küçük olan iş arkadaşının peşinden koşmasını hikayeleştiriyor. Doris'i ekranların en sevimli kadınlarından Sally Field canlandırırken, genç iş arkadaşı rolünde New Girl'den tanıdığımız Max Greenfield rol alıyor.

 

Love & Mercy

The Beach Boys'un dahi elemanı Brian Wilson'ın hayatını konu alan filmde, Wilson'ın gençliği Paul Dano, 40'lı yaşlardaki hali de John Cusack tarafından canlandırılıyor. Günümüzün yaşayan efsanelerinden olan Wilson, muhteşem albümlere imza atsa da, yaşadığı uyuşturucu sorunları yüzünden uzun süre sahnelerden de uzak kalmıştı. Paul Giamatti ve Elizabeth Banks'i de göreceğimiz film, festivalin en dikkat çeken filmlerinden biri oldu.

 

7 Chinese Brothers

Filmin yönetmeni Bob Byington, 7 Chinese Brothers'da alkolizme olabilecek en komik açıdan yaklaşıyor. Wes Anderson tayfasından, hayranı olduğumuz Jason Schwartzman, gerçek hayattaki köpeği Arrow'la başrolde.

 

Bone In The Throat

Dünyanın en ünlü şeflerinden biri olan, TV programlarıyla dünyayı dolaşarak farklı lezzettleri tanıtan Anthony Bourdain'ın bir de roman yazdığını biliyor muydunuz? Daha önce DC Comics için Vertigo Get Jiro adlı bir çizgi roman yazan şefin ilk romanı Bone In Throat, Batı Londra'da yetenekli bir şefin kendi mutfağında bir cinayete tanık olmasının ardından gelişen olayları anlatıyor.

 

Mania Days

Hastanede tanışıp aşık olan iki manik depresifin hikayesini anlatan Mania Days, özellikle Katie Holmes'un performansı açısından olumlu yorumlarla karşılaşmış. Merakla bekliyoruz.

 

Just Jim

Submarine'in Oliver'ı Craig Roberts, yaşından beklenmeyen büyük işlere kalkışıyor! 24 yaşındaki Galli aktör, Just Jim'i, yazmış, yönetmiş, bir de üstüne kendine bir rol vermeyi uygun görmüş. Aktörün doğum yeri Maesycwmmer'da çekilen, ilk yönetmenlik deneyimi olan film, prömiyerini SXSW'de yaptı. 16 yaşındaki Jim'in yalnızlığını, Amerikalı komşusu Dean'e özenip kötü tarafa geçişini anlatan film, ergenlik bunalımlarını konu alıyor.

 

Adult Beginners

Genç girişimci, yeni şirketinin lansmanı öncesinde her şeyi batırıp Manhattan'dan ayrılarak, kız kardeşinin 3 yaşındaki çocuğuna bakıcılık yapmak üzere şehir dışına taşınıyor. İzleyicilerden olumlu tepkiler alan bu komediyi görmek için biz de sabırsızlanıyoruz.

 

Lost River

Eva Mendes'e kaptırdığımız Ryan Gosling, bir süre önce kamera arkasına geçerek oyunculuğa ara vereceğini söylemişti. Dediğini yapıp; Christina Hendricks, Saoirse Ronan, Matt Smith ve tabii Eva Mendes'i de yanına alarak 'Lost River'ı çekti. Fragmanından anladığımız kadarıyla fantastik neo-noir bir tarzı olsa da, itiraf ediyoruz, bu filmi listeye almamızın tek sebebi Ryan Gosling. Genel olarak olumsuz eleştiriler alan filmin, fazla karışık olduğu söyleniyor. Yine de bir şans verebiliriz. 

 

7 Days in Hell

Aslında 50 dakikalık bir HBO filmi olmasına rağmen mükemmel kadrosu yüzünden bu filme listede yer vermek zorundaydık! Andy Samberg ve Kit Hartington'ın başrolde olduğu filmde, Will Forte, Michael Sheen, Lena Bunham ve Fred Armisen gibi isimler de var! 2010'da John Isner ve Nicolas Mahut'un Wimbeldon'daki maçlarından esinlenerek yapılan film, 7 gün boyunca süren bir tenis maçını anlatıyor. Umarız yakında bir yerlere düşer de, izleriz!

Manolya Fikri