Büyük Milano Oteli

Bugün sona erecek olan Milano 2015 Sonbahar-Kış Moda Haftası’nda, Gucci ve Prada'nın başı çektiği nostalji fırtınası sizin de dikkatinizi çekti mi? Şimdilik haftanın temel trend kodları olarak gözüken 60’lar sonu/70’ler başına ait kesimler, sevimli bir dekadanlık, samimi bir detaycılık ve nostalji süzgecinden geçmiş biraz hüzünlü, biraz da ironik renk paleti; sadece kalplerimizde ve cüzdanlarımızda kıpırtıya yol açmakla kalmıyor, bir de her şeyiyle kendisine “beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda” şarkısını söylemek istediğimiz favori yönetmenimiz Wes Anderson’ı anımsatıyor. Oscar'lardan eli boş dönse de gönlümüzün Oscar'larını cömertçe verdiğimiz yönetmenin çokça simetrik kronolojisinde uzun bir yolculuğa çıkıp, nev-i şahsına münhasır Wes Anderson karakterlerini Milano Moda Haftası'nda görücüye çıkan koleksiyonlardan giydirdik. 

 
The Grand Budapest Hotel (2014): Hayattan izole ve hafif demode bir otelde tam canımız sıkılmaya başlayacakken otelin altın günlerine dönüyor ve metrdotellerin piri, “hep hizmet tam hizmet” düsturuna göre yaşayan efsanevi Monsieur Gustave’la tanışıyoruz. Gitmeden Mendl’s’tan birer pasta hüpletsek iyi olur, malum yolumuz uzun. 

Bally, Prada, Gucci, Bottega Veneta

   

Prada: Candy (kısa film, 2013): Ne asla bir porsiyonuyla yetinemediği banana split’lerin ne de bütün bütün götürdüğü çikolatalı pastaların kalçalarında iz ettiği özgür ruhlu bir parizyen olan Candy, “aşkın kanununu yazsam yeniden” nidalarıyla bir türlü birbirinden ayıramadığımız iki yakışıklıyı ellerinden tutuyor ve poliamorilerin en tatlısına adım atıyor. Uyaralım, bir tanesiyle geçinmek bu kadar zorken ikisi epey çekilmez olabilir.

Prada, Prada, Fendi, Prada

   

Moonrise Kingdom (2012): Günlük hayatın samimiyetsizliğinden bunalınca kendimizi preadolesan sevdalara vuruyoruz. Çocukluk hülyalarıyla ergenlik hezeyanları arasına sıkışmış iki uyumsuz ruh olan Sam ve Suzy’nin ufak başlayan evden kaçma macerası boylarını epey aşıyor, bizce çok da iyi oluyor.

Prada, Prada, Philosophy di Alberta Ferretti, Marco de Vincenzo

   

Darjeeling Limited (2007): Wes Anderson sinemasının en mühim sorunlu kardeşler gruplarından biri olan Whitman’lar, işi gücü bırakıp kendini misyonerliğe adamış anneleriyle buluşmak ve kendilerini keşfetmek için Hindistan boyunca yaptıkları yolculukta; yabancı bir ülkede olmanın belki en harika yanı olan alışverişi de ihmal etmemeleriyle gönlümüzü kazanıyorlar: canlı bir kobra ve monogramlı enfes deri bavul setleri desek?

Etro, Gucci, Bally, Bottega Veneta

   

Life Aquatic With Steve Zissou (2004): Kaptanlar kaptanı Steve Zissou’yla deniz canlılarının büyüleyici dünyasına girme zamanı. Kaptanın meşhur teknesi Belafonte bu arada bir de parçalanan bir evliliği kurtarmak, aile bağlarını yeniden tanımlamak ve ekip ruhunun tadına varmak gibi işlere mekan olsa sorun olmaz herhalde?

Gucci, Philosophy di Alberta Ferretti, Gucci, Gucci

   

The Royal Tenenbaums (2001): Adresimiz 111 Archer Caddesi. Büyürken “çocuk dahi”den “tutunamayan”a yatay geçiş yapan Tenenbaum kardeşler, bir yandan hayatlarını rayına oturtmaya çalışırken bir yandan da hepimize stil dersi veriyorlar. Margot Tenenbaum değilseniz kürk giymeniz hem bizi, hem de hayvanlar alemini epey üzer ama kendisine bir imtiyaz tanısak itiraz eden olmaz sanki.

Bally, Prada, Max Mara, Gucci

   

Rushmore (1998): Rushmore Akademisi’nde adeta fahri bir öğrenci kulüpleri sendikası başkanı olan Max, kendisini okul dışı aktivitelere iyice adayınca notlarının düşüklüğü yüzünden okul yönetiminin hedefi haline gelse de stiliyle bizim onur listemize girmeyi başarıyor.

Max Mara, Bottega Veneta, Gucci, No. 21