Mobil Yaşamda Tutkuyu Kâra Dönüştürmek

En sevdiğimiz online markalardan biri olan ModCloth'un kurucusu Susan Gregg Koger bugün İstanbul'daydı. Kolektif House'un konuğu olan Susan'ın geleceğini duyunca, gitmemek olmazdı tabii!

Vintage alışverişi çok seven ve bedeni ne olursa olsun alan genç bir kız olarak, bir süre sonra dolabının giymediği kıyafetlerle dolu olduğunu fark eden Susan, lise aşkı -şimdiki eşi- Eric Koger'dan yardım alarak, bu ilgisini online dünyaya taşımış. O sırada sadece 17 yaşında olan Susan, siteyi açtıkları ilk gün satış yaptıklarını, daha sonra çok küçük bir bütçeyle bunu hobi olarak yapmaya devam ettiklerini söylüyor. Üniversiteden mezun olduklarında ise bunu gerçek bir işe döndürebileceklerini düşünüp, profesyonel olarak işe koyulmaya başlamışlar. İlk yatırımlarını aldıktan sonra şirket yavaş yavaş büyümüş. Şimdiyse, San Francisco, Pittsburgh ve Los Angeles'da yer alan şirketlerinde 350 kişi çalışıyor!

Susan, işe ilk başladığında moda zevki olan ama bu işle ilgili hiç bilgisi olmayan biriymiş. 21 yaşında ilk kez bir fuara gittiğinde ne yapacağını hiç bilmiyormuş ama soru sormaktan da çekinmemiş. "Çaylak olmak kabul edilebilir bir şey, bir süre biliyormuş gibi yapın ve bu sürede gerçekten işi öğrenin" diyor. Susan, ModCloth'u kurarken kendisinin de alışveriş yapmaktan hoşlanacağı, diğerlerinden farklı bir dili ve kişiliği olan bir marka yaratmaya önem vermiş. Müşterinin kendisiyle bağ kuracağı bir görsel dille ilerlemeleri, markanın müşteriyle olan ilişkisini güçlendirmiş. Farklı vücut ölçülerine sahip çalışanlarına, aynı mayoları giydirip kamera karşısına geçirmeleri de bunun en güzel örneklerinden biri. İnsanlara hayali bir imaj değil, gerçeği sunuyorlar aslında. Zaten Susan da "Biz onlara ilham vermek istiyor, kendilerinin olabileceği en iyi versiyonlarına ulaşmalarını sağlıyoruz" diyor.

Susan ve Eric'in girişiminden alınabilecek dersler

1- ModCloth müşterisine ilham verirken, müşteriler de ModCloth'u etkiliyor. Onlar için yarattıkları topluluk çok önemli ve marka onların beğenileri/fikirleri doğrultusunda ilerliyor. Be The Buyer uygulaması, kullanıcıların oylarıyla satışa sunulacak ürünleri belirliyor. Böylece kitleyi markaya yaklaştırıp, ModCloth'un içinde yer almaları için motivasyon sağlarken, onlara önem verdiklerini de gösteriyorlar.

2- Susan ve Eric ModCloth'a başladıklarında, Susan ürünlerle ilgileniyor Eric de web sitesiyle uğraşıyormuş. Bu da, bir girişime kalkıştığınızda yanınızda olan kişilerin sizden farklı becerileri olması gerektiğini bir kez daha kanıtlıyor. Eğer 3 kişiyseniz ve üçünüz de aynı işi yapıyorsanız, ilerlemeniz çok zor.

3- Markanın kuruluşundan beri CEO'su olan Eric, geçtiğimiz Ocak ayında bu görevi Urban Outfitters'dan Matthew Kaness'e devretmiş. Online bir marka olarak, mağazacılık tarafına da geçmeyi düşünen ekip, işi daha profesyonel yönetmek ve perakende deneyimi olan biriyle çalışmalarının markayı daha ileriye taşıyacağını düşünmüş. Eric bu noktada ileriyi görerek, olması gerekeni yapıyor ama günümüzde aile şirketleri -maalesef- işi profesyonellere devretmedikleri için ilerleme süreci daha yavaş işliyor ve patron şirketi olmaktan öteye geçemiyorlar.

4- Susan ve Eric'e yöneltilen sorulardan biri de ilişkilerinin işi nasıl etkilediği ve olumlu/olumsuz yönlerinin neler olduğuydu. Buna önce Eric cevap verdi ve "Aynı işte çalışıyor ama aynı işleri yapmıyoruz, sorumluluklarımız çok farklı. Ben Susan'ın seçtiği tasarımcılara/ürünlere karışamam çünkü bu onun sorumluluğunda olan bir şey. Arada sınırlar olmalı ve son sözü söyleyecek bir lider belirlemeli." dedi. Susan ise "Birbirinizin modunu çok etkiliyorsunuz. İşler iyi olduğunda birbirinizi yükseltip, kötü olduğunda aşağı çekebilirsiniz. İşten eve geldiğinizde bazen aynı şeyin içindeymişiz gibi oluyor ama yine de biz "Asla eşimle/ailemle çalışamam" diyen insanlardan biri değiliz. Sonuçta ilişkimiz ModCloth'tan önce vardı, galiba bu dengeyi kurabiliyoruz" dedi. 

Editörün notları

- Uzun bir soru-cevap sonrasında Susan'ın yanına giderek "Allah aşkına şu kargo olayına bi el atıverin, biz de alalım" dedim. "Biliyorum ve ben de bu duruma üzülüyorum ama şu an yapacak fazla bir şeyimiz yok. Onun için biraz daha büyümemiz gerekiyor" dedi.

- Susan Gregg Koger'ın "Mobil yaşamda tutkuyu kâra dönüştürmek" konuşması, Kolektif Talks serisinin ilki oldu. Bundan sonra devamı gelecekmiş. Gerçekten ilham verici ve cesaretlendirici bir konuşmaydı. Devamını bekliyor ve bunu gerçekleştirdikleri için Kolektif House'a teşekkür ediyoruz! Harika bir akşamdı.

* Fotoğraf Kolektif House'un Facebook sayfasından alınmıştır. Önde oturduğum için çektiğim her şey karanlık çıkmış, beceriksiz günüme denk geldi.

Manolya Fikri